Tünelden gelen esinti.
Tren geliyor.
Tren gidiyor.

Wind coming through the tunnel.
The train is coming.
The train is leaving.

 

Ağaçların kökleri
gökyüzüne uzanıyor,
bense baş aşağı
onları izliyorum. 

Roots of trees,
lying in the sky,
and I'm watching them
upside down.

 

Çok sivri bir boyun ağrım var;
arkadaş olmaya başladığım.

I have a severe neckpain,
with whom I'm becoming friends.

 

My brain
is a thought.
My thoughts
tear my brain

into million pieces.

Pazar sabahı.
Gri ve mavi.
Martı sesleri.
Adam meydanı temizliyor.

Sunday morning.
Grey and blue.
Seagulls.
A man cleaning the square.

 

Haziran.
Lacivert akşamüstü.
Bahçe ıslak.
Yasemin kokusu.
Annem biber kızartıyor.
Evimdeyim.

June.
Dark blue evening.
Wet garden.
Smell of jasmine.
My mom is grilling peppers.
Home.

 

Dengemi kaybettim.

                                       Lost my balance.

 

Düşüncelerim,
karanlık vadide yankılanıyor,
teskin olmak için.

My thoughts
echo in the dark valley,
comforting themselves.

 

My brain
is changing
its shape.

Beynim
şekil değiştiriyor.

 

Bir arkadaşım vardı,
"Hatırlayacağım" demişti.

I had a friend,
who said "I'll remember".

Yürüyen merdivene bindim.

 

 

 

Yürüyen merdivenden indim.

 I'm on the escalator.



 

 

I'm off the escalator.

Ben yaşadığım sürece,
ölüm de yaşayacak.

As long as I live,
death will survive.

Bu közlenmiş biber kokusu
27 senedir aynı.
Benim kokum değişti mi?